Home » KİTAP ÖZETLERİ » SUN – TZU, Savaş Sanatı

SUN – TZU, Savaş Sanatı

KİTABIN ADI: Savaş Sanatı
KİTABIN YAZARI: SUN – TZU
ÇEVİRE: Sibel ÖZBUDUN, Zeynep ATAMAN
BASIM TARİHİ: Şubat 1992
YAYINEVİ VE ADRESİ: Anahtar Kitaplar Yayınevi Cağaloğlu / İSTANBUL
KİTABIN YAYIM MAKSADI: Savaş Sanatını Öğretmek

KİTABIN ÖZETİ :

1. SAVAŞ SANATI YAPISI VE İÇERİĞİ

Savaş Sanatı’nın ilk bölümü stratejinin önemine ayrılmıştır. Klasik I Ching’ de söylendiği gibi,“Önderler sorunları düşünüp onların önüne geçerler.” Askeri harekatlar bakımından Savaş Sanatı her türlü eğilime girişmeden önce değerlendirilmesi gereken beş noktaya dikkat çeker: Yol, hava koşulları, arazi, askeri önderlik ve disiplin.

Savaş Sanatı’nın ikinci bölümü, savaşın, hatta başka ülkelerde girişilen savaşın içerideki sonuçlarını tartışmaktadır. Harekatları, hele anayurttan uzak girişilenleri uzatmama konusunda şiddetli uyarılarla sürat ve etkinlik vurgulanmaktadır. Enerji ve maddi kaynakların idareli kullanılmasına büyük önem verilir.

Kuşatmanın planlanması üzerine olan üçüncü bölüm de tasarrufun önemine değinmektedir; genel hedef, gerek toplumsal, gerekse maddi kaynakları olabildiğince az tüketerek, yoluna çıkan herkesi ve her şeyi yok etmeksizin zafere ulaşmaktır.

Savaş Sanatı’nın dördüncü bölümü strateji ve savaşın en önemli konularından biri olan saflaşma üzerindedir. Karekteristik bir Taocu tutumla Sun Tzu zaferin anahtarının uyarlanabilirlik ve çözülmezlik olduğunu vurgular.

Savaş sanatının beşinci bölümünün konusu kuvvet ya da momentum, eylem halindeki grubun dinamik yapısıdır. Sun Usta burada örgütsel becerileri, eşgüdümü savaşın konvansiyonel ve gerilla yöntemlerini vurgular. Sonsuz taktik çeşitlemelerine baş vurarak değişim ve şaşırtmacaların altını çizer, çıkmazlara sürüklenmek üzere düşmanların psikolojik koşullarından yararlanır.

Altıncı bölüm, savaş sanatlarına yaygınca uyarlanan temel Tao’cu kavramlardan olduğu daha öncede belirtilen “boşluk ve doluluk” konusunu ele alır. Burada esas fikir, bir yandan enerji ile dolu olup öte yandan da, Sun Usta’nın dediği gibi kendini yenilmez kılarak ancak yenilgiye açık olduklarında düşmanları alt etmek amacıyla düşmanları boşaltmaktır.

Savaş Sanatı’ nın silahlı mücadele üzerine olan yedinci bölümü somut savaş alanı düzenlemeleri ve muharebe manevraları üzerindedir ve Sun Tzu’ nun ana temalarından bir kaçını yeniden getirir gündeme.

Savaş Sanatı’nın sekizinci bölümü sanatçının sanatının köşe taşlarından biri olarak değerlendirilen uyarlanmaya ayrılmıştır. Sun Usta, ”bu nedenle arazide üstünlük sağlayabilecek mevcut uyarlamaları bilen generaller, askeri gücü nasıl kullanacaklarını da bilirler. Arazinin yapısını bildikleri halde nasıl üstünlük sağlayacaklarını bilemezlerse, bundan bir yarar elde edemezler” diyor.

Dokuzuncu bölüm orduların sevkine ilişkindir. Sun Usta burada da savaşçı sanatının fiziksel, toplumsal, psikolojik yönünü irdeler.

Arazi üzerine olan onuncu bölüm taktik manevralar ve uyarlanabilirlik üzerine düşünceyi sürdürür, arazi tiplerini sayarken bunlara kendini uydurma yollarını da sıralar.

“Dokuz Zemin” başlığını taşıyan onbirinci bölüm, özellikle grubun araziye olan zaafı bakımından, arazinin daha ayrıntılı bir irdelenmesini oluşturmaktadır. Burada da “Dokuz Zemin”in salt fiziksel araziye değil, onun toplumsal ve daha soyut anlamlarına uygulandığı anlaşılmalıdır.

Sun Ustanın bu bölümde saydığı dokuz zemin şunlardır : “Uyuşmazlık zemini, hafif zemin, tartışma zemini, seferli yol, kesişme zemini, ağır zemin, kötü zemin, kuşatmalı zemin, ölüm zemini.

Savaş sanatının onikinci bölümü, yangın çıkarmaya yönelik saldırıların çeşitli biçimlerinin yanısıra takibin teknik yönlerinin ve stratejilerinin kısa bir betimlemesi ile başlar.

Savaş Sanatı’nın onuçüncü ve son bölümü casusluk üzerinedir ve istihbaratın asli bir önem taşıdığı strateji üzerine bir bölüme bağlanarak çemberi tamamlar.

2. STRATEJİK DEĞERLER

Askeri eylem ulus için önem taşır – çünkü bu var olma ya da yok olma yolu, ölümle

kalım meydanıdır. O nedenle iyi incelemek gerekir.

İşte bu yüzden, ölçü şu beş şey olsun, kıyaslarken bu değerleri kullanın, böylece koşulları kavrayasın. Bunlar Yol, Hava, Arazi, Önderlik ve Disiplin dir.

Önderlik: Zeka, güvenilirlik, insancılık, cesaret ve kararlılık işidir.

Şu halde koşulları anlayabilmek için şu değerleri kıyasla; hangi siyasi önderliğin yolu var? Hangi komutan yetenekli? Kim daha elverişli iklim ve araziye sahip? Kimin disiplini etkili? Kimin birlikleri daha güçlü? Kimin askerleri ve subayları daha iyi eğitimli? Kimin ödül-ceza sistemi daha açık? İşte bu yolla, kimin galip geleceğini anlardın.

Onları kuvvetli göstermek için aciz davran.

Kaçarak onları yor.

Aralarına bölücülük sok.

Onlara hazırlıksızken saldır-beklemedikleri anda davran.

Askerin kullanacağı düzen ve yol önceden açığa vurulmamalıdır.

3. SAVAŞMAK

Kazanır halde olsan bile savaşırken işi uzatırsan gücün körelir, keskinliğin aşınır; bir kaleyi kuşatırsan kuvvetin azalır. Ordunu uzun süre sahrada tutarsan araç gerecin yetmez olur.

Donanımını yurdundan erzakını düşmandan al ki hem silahın hem de tayın yeterli olsun.

Kaynaklar tükenince vergiler artar. Güç ve kaynaklar tükenince memleket kurur – insanlar paralarının yüzde yetmişini yitirirken, hükümet de parasının yüzde atmışını teçhizata yatırır.

Askeri harekatta önemli olan zaferdir, inat değil.

4. KUŞATMAYI PLANLARKEN

Ordudan yaralanmanın genel kuralı şudur: Bir ulusu harap etmektense ona zarar getirmemek yeğdir. Bir orduyu harap etmektense ona zarar getirmemek yeğdir. Bir tümeni harap etmektense ona zarar getirmemek yeğdir. Bir alayı harap etmektense ona zarar getirmemek yeğdir. Bir birliği harap etmektense ona zarar getirmemek yeğdir.

Girdiği her savaşı kazananlar aslında usta değildirler – başka orduları savaşmadan çaresiz bırakanlar, işte onlar en iyisidir.

Bu nedenle usta asker planlar yapılırken saldırıya geçer.

Araçlarını hazırlamak için üç ay, kuşatma planları içinde bir üç ay daha ayır.

Bu yüzden savaş sanatından anlayan kişi başkalarının gücünü savaşmadan alt eder, kentleri kuşatmadan alır başka ulusları az zamanda ele geçirir.

Gelelim savaşma kurallarına : Senle düşmanın gücü ona birse onu kuşat; beşe birse saldır; ikiye birse böl.

Eşitsen gücün varsa savaş. Sayıca az isen mümkünse uzak dur. Durumun parlak değilse mümkünse hemen kaç.

Galibi bulmanın beş yolu vardır : Ne zaman savaşıp savaşmamasını gerektiğini bilenler kazanır. Ne zaman az ya da çok asker kullanmaları gerektiğini bilenler kazanır. Askeriyle komutanı aynı şevkle hareket eden ordu kazanır. Hazırlıksıza hazırlıkla karşılık verenler kazanır. Komutanları becerikli ve sivil yöneticilere bağlı olmayan ülkeler kazanır. Galibi bulmak istiyorsan bu beşini hesap et.

Denilir ki “başkasını ve kendini bilirsen sen yüz kere savaşsan da tehlikeye düşmezsin başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır, bir kaybedersin. Ne kendini nede başkasını bilmezsen girdiğin her savaşta tehlikedesin demektir.

5. SAFLAŞMA

Yenilmezlik savunmada, zayıflık saldırmadadır.

Savunmadan anlayanlar yerin derinliklerinde gizlenir. Hücumdan anlayanlar göğün tepesinde seyreder. Böylece ordularına bir zarar gelmeden tam zafere varırlar.

Bu yüzden iyi savaşçılar, zaferi cesaret edip kurnazlıkla kazanamazlar. Onların zaferleri şans eseri değildir. Zira kazanacaklarından emin oldukları yere geçerler ve çoktan yitirmiş kimseleri yenerler.

İyi savaşçılar yitirmeyecekleri mevkilerde mevzilenirler ve düşmanı yenilgiye uğratacak koşulları göz ardı etmezler.

Bu yüzden galip bir ordu önce kazanır sonra savaşır, mağluplar ise önce savaşır sonra kazanmaya gayret eder.

Savaşın beş kuralı vardır : Ölçme, değerlendirme, hesaplama, kıyaslama ve zafer. Mevzii ölçmeyi, ölçme değerlendirmeyi, değerlendirme hesaplamayı, hesaplama kıyaslamayı, kıyaslama ise zaferi doğurur.

6. KUVVET

Savaşta doğrudan karşı konulur ama zafer sürprizle kazanılır.

Bu yüzden uygunsuz yöntemlerde ustalaşanlar yer ile gök kadar büyük nehirler kadar dinçtir. Sonra tekrar başlarlar, günler ve aylar gibi ölüp tekrar doğarlar dört mevsim gibi

Akan suyun hızı kayaları yerinden oynatacak denli artmışsa bu momentum gücüdür. Şahinin hızı vurup öldürecek derecede artmışsa bu dakikliktir. Usta savaşçılarda böyledir. Güçleri hızlı, dakikleri kesindir, güçleri bir mancınığı germeye dakiklikleri ise tetiği çekmeye benzer.

İnsanları momentum gücü ile savaşa sevk etmek kütük ve kayaları yuvarlamaya benzer. Kütük ve kayalar oldukları yerde hareketsizdir. Ama eğimli bir ortamda yuvarlanıp giderler. Köşeli iseler oldukları yerde dururlar. Yuvarlak iseler yuvarlanır. Bu yüzden insanları savaşa sevk ederken momentum yuvarlak kayaları yüksek bir dağın tepesinden yuvarlamaya benzer – işte bu güçtür.

7. BOŞLUK VE DOLULUK

Savaş alanına en önce gelip rakiplerini bekleyenler rahattırlar savaş alanına son gelenler ve savaşa hazırlıksız girenler çökerler.

Bu yüzden iyi savaşçılar düşmanı ayağına getirir, kendisi gitmez.

Düşman kazanma olasılığına gelir, kaybetme olasılığı ile vazgeçer.

Demek ki düşmanlar rahat oldukları zaman onları yormak iyi beslendikleri zaman aç bırakmak ve dinlendikleri zaman harekete geçirmek mümkündür.

Gidemeyecekleri yere çık, hiç ummadıkları tarafa yönel. Yüzlerce fersah yorulmadan gidebilmek için tenha bölgelerden geç.

Tamamıyla ele geçirmek istiyorsan savunmasız bir yere saldır. Tamamıyla savunmak istiyorsan saldırı olmayan yeri tut.

Bu nedenle savaş yapmak istediğinde düşmanın derin siperlerle kuşatılmış savunma durumunda olsa bile mutlaka kurtarmaya yelteneceği yerden saldır.

Savaş alanın bilinmelidir. Çünkü bilinmediği zaman düşman gözcü sayısını arttırır. Gözcü sayısı arttıkça esas düşman sayısı azalır.

Eğer savaşın yerini ve zamanını bilirsen savaşa bin fersah uzaktan katılabilirsin. Eğer yer ve zamanı bilmezsen sol kanadın sağı sağ kanadın solu ön cephen arkayı ya da arka cephen önü koruyamaz. İsterse birkaç fersahlık kısa mesafeli bir savaş olsun.

8. SİLAHLI MÜCADELE

Askeri kuvvetleri kullanırken genel kural emirleri sivil yönetimden alıp bölüklerini bir araya getirmek ve onları yan yana yerleştirmektir. Silahlı mücadele kadar zor bir şey yoktur.

Üstünlük sağlamak için tüm bir orduyu seferber etmek yorucu fakat az mühimmatla yola çıkmak da noksan bir harekettir. Gece gündüz demeden durmaksızın üstünlük sağlamak için yüzlerce fersahlık yolu kat edersen komutanların elbette esir düşer. Güçlü askerler önce varır yorulanlar sonra genelde onda bir ancak varır.

Bir yöreyi yağmalayacağın vakit askerlerini böl. Bölgeni genişletmek içinse ganimetini böl.

Sabah vakti enerji yoğundur, öğle enerjisi tekler, akşam enerjisi geriler, iyi savaşçı olanlar yoğun enerjiden sıkılır. Tekliyenle gerileyene saldırı. İşte bunlar enerjiye hükmedenlerdir.

Sahte bir geri çekilmenin peşinden gitme, başı boş birliklere saldırma

Kuşatılmış bir orduya dışarıya açılan bir yol verilmeli.

9. UYARLAMALAR

Askeri harekatların genel kuralı askeri önderin orduları bir araya getirmek için sivil önderden emir almasıdır.

Kuşatılmış bölgelerde planlarını hazırla, ölümcül bölgelerde savaş.

10. ORDULARI YÖNETMEK

Ne zaman düşmanlarını gözlemek için ordunu bir yerde konaklatsan dağları arkana al ve vadi kenarlarında ol.

Genellikle ordular yüksek yerleri sever alçak yerleri sevmezler, ışığa değer verir, karanlıktan hoşlanmazlar.

Ağaçlar hareketlendiğinde düşman geliyor demektir, çalıların içinde çok oyuk varsa bu seni yanlış yönlerdirmek içindir.

Eğer geceleyin yoklama yapılıyorsa korkmuşlardır demektir.

Düşmanlarını hafife alan ve tek başına bildiğini okuyan birisi kaçınılmaz olarak diğerlerine esir düşer

11. ARAZİ

İki taraf içinde ilerlemek zararına ise buna geçit vermez arazi denir. Böyle bir arazide rakibin sana avantaj verse bile ona kapılmaz geri çekilirsin. Düşmanın yarısını beri çeker daha sonra saldırırsın. Bu senin için avantajlıdır.

Dar arazide önce oraya sen varırsan düşmanını beklemek için araziyi doldurmalısın. Önce düşman gelirse ve dar yerleri doldurursa onu izleme, eğer doldurmazsa izle.

Geniş arazide iki tarafın hareket gücü eşitlenir, meydan okuma güçleşir. Bu durum savaşmak için zararlıdır.

Bebeklere baktığın gibi askerlerine de bak. Seninle en derin vadilere bile istekle gideceklerdir. Onlara çocukların gibi bak, senin için seve seve öleceklerdir.

12. DOKUZ ZEMİN

Askeri harekatlar kuralına göre dokuz çeşit zemin vardır, Yöresel çıkarların kendi içlerinde ve kendi bölgelerinde çatıştığı yerlere “uyuşmazlık zemini” denir.

Karşındakinin arazisine girip fazla ilerlemezsen buna “hafif zemin” denir.

Sahip olursan sana, rakiplerin sahip olursa onlara , üstünlük sağlayacak araziye “paylaşmazlık zemini” denir.

Senin ve karşındakilerinin gidip gelebildikleri araziye “seferli zemin” denir.

Düşman tarafından üç yandan çevrili olan ve ilk sahip olana orada yaşayan insanlara ulaşma imkanı tanıyan araziye “kesişen zemin” denir.

Düşman topraklarının içlerine kadar girdiğinde bir çok kasaba ve şehirden geçtiğinde buna “ağır zaman” denir

Dağ ormanlarının, dik geçitlerin bataklıkların yada yolculuk etmesi güç yolların içinden geçtiğinde buna “kötü zemin” denir.

Giriş yolu dar çıkış yolu dolambaçlı olduğunda ordun kalabalık olsa bile az sayıdaki düşman seni vurabilir. Buna “kuşatılmış zemin” denir.

Hızlı savaşırsan kurtulur savaşmazsan yok olur, buna “ölüm zemini” denir.

13. YANGIN ÇIKARTMA

Beş çeşit yangın vardır: İnsanları yakmak, erzakları yakmak, araç gereçler yakmak, ambarları yakmak ve silahları yakmak.

Yani hücumu kolaylaştırmak için yangın çıkartmak bir açıklık işi suyu kullanmak ise bir güç işidir. Su bağlandığı koparabilir ama ateş gibi yalayıp yutmaz.

14. CASUS KULLANIMI ÜZERİNE

Beş çeşit casus vardır : yerli casus, dahili casus, karşı casus, ölü casus ve diri casus. Bu beş çeşit casusun tümü de görevde olduğunda hiç kimse onların yolunu yordamını bilmez. Buna örgütlenme dehası denir ve önderler için çok değerlidir.

Yerli casusular bir yörenin insanları arasıdan devşirilir. Dahili casuslar düşman görevlileri arasından, karşı casuslar ise düşman casusları arasından seçilir. Anlayışsız ve bilgisiz olanlar insancıl ve adil olmayanlar casus kullanmazlar. Kurnazlık yapmadan onlardan gerçeği öğrenemezler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

BUTONLAR

Academics