Zoo Tycoon Marine Mania and Dino Digs Demo İndir Kara Murat Ölüm Emri
Şub 22

Yönetmen: Süreyya Duru Senaryo Yazarı: Erdoğan Tünaş Tür: Dram Yapım Yılı: 1964 Ülke: Türkiye

Oyuncular:

Filiz Akın: Hülya
Sezer Sezin: Nebahat Soylu
Ahmet Tarık Tekçe. Deve Salim
Cüneyt Arkın: Murat
Kenan Pars: Bülent Giray
Burçin Oraloğlu: Kaya
Sami Hazinses: Trafik Rıza

Şoför Nebahat’la, ondan izin almadan evlerinde ‘içkili, çılgın bir parti veren’ kızı Hülya’nın konuşmaları..
Hülya ; “Geri kafalısın anne. Dünyayı hâlâ 20 sene evvelki gözle seyrediyorsun sen.”
Nebahat ; “..Bizim zamanımızda da çaylar, toplantılar yapılırdı. Ama hiçbir zaman bu kadar aşırı hareket etmezdik.. Göz mü yumaydım? O çirkefin içine biraz daha girmene müsaade mi edeydim?”
Hülya ; “Sana kalırsa bütün gün evde oturup dantel örmem, nakış işlemem lazım. Senin nazarında yemek pişiren, bulaşık yıkayan kızlar makbul. Belki de evlenmem için görücü beklemem lazım. Avucunu yala anne.. Bütün bunlar eskidendi. Şimdi devir değişti. Herkes kendi hayatını yaşıyor.”
Nebahat ; “Kendi hayatını yaşamak, 16 yaşında sigara içip önüne gelenle öpüşmek, çırılçıplak soyunmaksa asıl sen avucunu yala. Ben hayatta oldukça bunların hiçbirini yapamayacaksın. Şoför Nebahat’ın kızısın sen.”
Hülya ; “Bütün felaket bunda işte. Bütün felaket, Şoför Nebahat’ın kızı olmakta.”

Jenerikte, Conte Lodovico Roncalli’nin (1652-1704) gitar için yazdığı ‘Passacaglia’ (sol majör) 3 numaralı süiti ve 60’lı yıllardaki İstanbul’da bir mahalle.. Parke taşlı bir sokak ve soba borularının pencerelerden çıktığı ahşap evler.. Film şu sözlerle başlıyor ; “Ben bir yazarım. Hayatımı film hikâyeleri yazarak kazanırım. Biz yazarlar herhangi bir konuya başlarken daha çok hayali vakalar üzerine temel kurmaya çalışırız. Bu sefer böyle bir alışkanlığın dışına çıkmak ve gerçek bir hikâyeyi anlatmak istiyorum.. Bir evin kapısını çalalım ve karşımıza çıkan ilk insanın hayatını takip edelim.. Evler, genç kızların Hıdrellez sabahları gelinlik elbise giyip, gül ağacı altında niyet çektikleri küplere benzer. Sır doludur evler. Saadet, neşe veya keder doludur. Mesela bu ev..” Kapıyı açan hanımın sözleri ; “Benim hayatımı öyle pek enteresan bulacağınızı zannetmiyorum.
Ufak tefek mücadelelerle dolu bir hayatım var benim. Adım Nebahat, Şoför Nebahat.. 17 yaşında, babamın ölümü ile bu mesleğe atıldım. Sonra, bir avukatla (Bülent) evlendim. [Bu iki cümle 1970’de çevrilecek olan (4. ve şimdilik son) ‘Şoför Nebahat’ filminin çıkış noktasını oluşturacaktır.] Bir kızım oldu (Hülya). 8 sene evvel kocamdan ayrılınca tekrar şoförlüğe başladım. (Kocasının başka bir kadınla beraberliğini affetmeyen Nebahat ondan ayrılınca, Bülent, avukatlığı bırakıp, arzuhalcilik yaptığı Beyazıt Camisi yakınlarındaki bir odada perişan bir yaşam sürmeye başlamış.) Kızımla beraber şu gördüğünüz küçük evde yaşayıp gidiyoruz.”
Nebahat’ın, İstanbul Taksi 59989 plakalı, 55 model Dodge arabası ve dolmuş durağındaki arkadaşları ; Trafik Rıza, Deve Salim (Hülya, çocukluğunda ona Bip Bip amca dermiş), Gececi Neşet, Toto Zeki’den oluşan yalansız dolansız bir çevresi var. Bir sahnede, Sami Hazinses (enstrümantal olarak yavaş çalındığında hüzünlendiren hızlı çalındığında ise neşelendiren) bestesini, seyretmeye doyamadığımız dansı ve Ahmet Üstün’ün sesi ile söylüyor ; “Haydi Nebahat abla // ‘Doç’ arabana atla // Dümenimiz yolunda // Gazla ablacım gazla //**// Taksim, Şişli, Sarıyer // Durmadan hemen gider // Ablacım ne olur // İstinye’de duruver //**// Saçları dalga dalga // Canım Nebahat abla // Sevdiğim İstinye’de // Gazla ablacım gazla.” 6 kişilik orkestrası da (2 keman, 1 klarnet, 1 kaval, 2 kaşık) çok güzeldi.
Ancak, Hülya, annesinin tüm çabasına karşın mutsuz. Yakınmaları ile, film boyunca Nebahat’ı da bizi de bezdiriyor. Annesinin arkadaşlarını ; ‘Şoför’
olmasını ; Aynı mahalleden ve onu çok seven (hangi fakültede okuduğunu filmden öğrenemediğimiz son sınıf öğrencisi) Murat’ı, babasının tornacı olması nedeniyle küçümsüyor. Varsa yoksa “Hepsi zengin ve mevki sahibi insanların çocukları” dediği gençler. Onların düşünceleri her şeyden önemli.
Babasıyla ayrıldığı için annesini suçlarken ne kadar bencildi ; “Küçük bir macerayı bu kadar büyütmeye lüzum yoktu. Affedebilirdin onu. Ben de bugün bir avukat kızı olurdum, şoför değil.” Nebahat, sırf o mutlu olsun diye, borç harç (hem de Cengiz’e) bir lokanta aldığında bile yakınıcıdır ; “..Eskiden benzin kokuyordun, şimdi yağ kokacaksın. Eskiden şoförün kızıydım, şimdi aşçının. Söyle değişen ne?” Evini terk edip babasını ‘kirasını ödeyemediği bir odada ve bozuk bir daktilo’ ile bulunca bu kez ona “Bir şeyler yapmalısın. Evden sefalet çekmek için kaçmadım. Benim için çalışmalısın” diyor.
Sonrasında durum, ‘nesil çatışmasını’ aşarak daha da kötüleşir. Lokantanın eski sahibi Cengiz, Nebahat’ın ve Hülya’nın yaşamlarını karartıyor. Genç kızı aldatıp ona sahip olması, hesap sormaya gelen Nebahat’ı öldürmeye kalkması, Hülya tarafından öldürülmesi, özverili annenin suçu üzerine almasıyla gelişen olaylar aileyi çok zor durumda bırakıyor. Biraz geç de olsa Hülya, annesinin ve şoför arkadaşlarının değerini anlar. “Annemi sizin sevdiğiniz kadar sevebilseydim, sizler kadar inansaydım, bütün bunlar başımıza gelmezdi. Ben ona hiçbir zaman layık olamadım.” Hiç olmazsa siyah beyaz karelerdeki varlıklarıyla bize oh dedirten, ‘mahşerin 4 atlısının’
değil ama ‘yaşamın 4 dolmuş şoförünün’ ; Murat’ın ; Kendini toparlayıp davayı üzerine alan Bülent’in gayretleri ve Hülya’nın gerçeği söylemesi ile işler biraz olsun yoluna girmeye başlar. “Ümitle bekleyenler için üç beş sene nedir ki. Çok çabuk geçti. Böylece hikâyemiz, sonu ışıklı, saadet dolu bir yola açıldı.”

Şoför Nebahat’ın Hülya’ya söyledikleri..
“Biraz da haline şükretmesini öğren. Elimden geldiği kadar çalışıyorum.
Kadınlığımı unuttum. Bir erkekten ne farkım var? Bütün bunlar ne için, kimin için? Çok eskiden birbirimize dertlerimizi anlatırdık. Doğruyu, güzeli bulmaya çabalardık. Şimdi de öyle olabiliriz. Yeter ki sen iste. Ne yaptığını bilmeyen züppe, saygısız arkadaşlarından uzaklaş. Bana inan, kuvvet ver.”


Etiketler: ,

Leave a Reply