Postacı Bahtı Karalı
Nis 15


İKİNCİ NESİL
KİTİARANIN OĞLU
ve göl mermer kesilmişti
dengesiz bir buzla,
ben birikintiler arasından,
hareketsiz ruhlar arasından yürürken,
göğün arduaz rengiyle
ve takvimdeki ilkbaharın beklentisiyle yetinirken.
Bu işin sonu bu olacak,
diye ilan etti kış,
er ya da geç
karanlıkta, geçit vermez buzda bitecek,
ve sen bu hikâyeyi duymak için
sırada bekleyensin,
kış ve yine kıştır
yüreğini kaplayan,

ve orada VVisconsin’de
karlar içinde
ve kaybolan inancın içinde sıkışmışken
o kadar da kötü gelmedi
kışın bütün ışıkları
alıp götürüvermesi
karanlık hoş görünüyordu
ve en sonunda ise,
silip süpüren kar
Donmuş otomobillerin
tam ortasında duruyordu,
mezar taşları gibi sıralanmış arabaların arasında.
Paltolardan ve yün şapkalardan ve atkılardan oluşan
bir tomarın içinde
bagajı didik didik etti
çünkü Tanrı biliyordu ne sebeple,
ve ben de onun adını biliyordum
buğulanmış gözlüklerinden
o kafasına giydiği oyuk, aptalca
şapkadan dolayı.
Ve ya cesurdu
ilk bahar hafızasında
söz verilen güneş ışığında
eyış
İnancın haritasıdır hep,
ak peyzajlar
ve örtülmüş tarlalar.
Her zaman yad edişin ülkesidir,
kırılan güneş ışığının
yaşlı, yerinden oynamaz buzun içinde kaldığı,
Ve hep yürektir
güneye doğru çekilmiş olan,
buzu ve sürüklenişi
şaşkın ve sonsuz gibi gösteren.
Bu işin sonu bu olacak
der yüreğiniz size,
bir mamut ve bir buzulla son bulacak,
on bin yıldır süren
silici gece,
ve bir gün bilim adamları
gölleri ve morenleri didik didik tarayarak
bizim kanıtlarımızı bulacak,
bizim tarih dışı eserlerimizi,
ama sizin hikâyeniz, bütün ve içi oyulmuş,
elinizin silinen ucunda sona erecek.
Yürek böyle der
o karmaşık hücre yapısının içinde,
aynalarla haritasını çıkartıp
haritası çizilemeyen toprakların
ve yad edişin ve nehirlerin ve buzun.
Bu sefer farklıydı:
kasaba şapkalı kara
teslim olmuştu,
evler ve tavernalar
bölük pörçük ışıkla yıkanmış,
Sakın kafamda olduğunu söyleme bana! İşin aslını biliyorum! Ben…
Ah, işte buradaymış. Geri getirmeye karar verdin, değil mi?
Hayır, sana inanmıyorum. Tek bir anlığına bile. Senin gözün hep benim şapkamdaydı zaten, Hickman. Ben-
Ne? Ne yazmamı istiyorsun?
Şimdi mi? Hemen şimdi yani?
Yapamam. Zamanım yok.
Bir büyünün sözlerini hatırlamaya çalışıyorum da.
Ateş pahası. Ateş makinesi. Büyük ateş topları…
Bu çok yakındı…
Öf, pekâlâ. O kahrolasıca önsözünü yazacağım.
Ama sadece bu seferlik, söylemiş olayım
İşte başlıyorum.
OKVSÖZ
Uzun zaman önce, Margaret Weis ve Tracy Hickman adındaki iki kapıkulbu, Krynn’deki evlerini terk etmeye ve maceraya çıkmaya karar verdiler. Korkarım ki, bu ikisinde kender kanı var. Yeni ve heyecan verici diğer dünyaları gezip görme arzusuna karşı direnemediler bir türlü.
Ama VVeis ve Hickman, kenderler gibi oldukları kadar aynı zamanda bozuk paralar gibidirler -durmadan dönüyorlar. Ve böylece, işte yine karşınızdalar, Krynn’de vuku bulan harika olayları anlatmaya hazırlar.
Bu hikâyelerden bazılarını daha önce de duymuştuk ama birkaç yeni hikâyeleri de var hani. Hepsi de Mızrak Kahramanları diye bilinen o küçük maceracı grubun çocukları hakkında.


Etiketler: , ,

Leave a Reply

Sitemizin Sponsorluğu Güzel SözlerSitesi Tarafından Yapılmaktadır