
Yönetmen: Mehmet Aslan Senaryo Yazarı: İrfan Atasoy Tür: Macera, Polisiye, Dram Yapım Yılı: 1969 Ülke: Türkiye
Oyuncular:
Yılmaz Güney
Süleyman Turan
Yılmaz Köksal
Ülkü Özen
Yavuz Selekman
Benan Öz
İnci ve Doğan’ın [Zehirli Hayat (1967)] ‘Aşk Diyarı’ dedikleri yerde, gerçekleşmeyecek düğünleri için gün sayan iki aşık..
Elif ; “..Ben hayatım boyunca böyle bir sonuç bekledim. Seni ne kadar sevdiğimi bilirsin. Seni, işinin, evinin efendisi bir adam olarak görmek beni ne kadar sevindirdi bilemezsin. Ama, gene de içimde bir korku var..
Tekrar eski hayatına dönmenden korkuyorum. Her gün, acaba bir kişiyle kavga edip başı derde mi girdi diye korkuyla yaşıyorum.”
Ali ; “Bu kuruntuları at kafandan. Ben artık eski Ali değilim. Küfretseler, başımı eğip geçiyorum. Namusuma, ekmeğime dokunan olmadıkça ben de kimseye dokunmayacağım. Çünkü seni çok seviyorum.”
Osman F. Seden’in yönettiği ‘İntikam Alevi’nin (1956) tekrar çevrimi olan film, Ali’nin hapisten kaçtığı haberi ve mahallede yarattığı şaşkınlık görüntüleriyle başlıyor. Kahvede, evde, çeşme başında hep bu konuşulur.
Özellikle, eski eşi Gönül ile kocası Kemal, Kadir ve Ali’nin kardeşi Enver endişe içindeler. Tüm güvenlik önlemlerine karşın, nefes nefese bir kaçıştan sonra Temel’in balıkçı kulübesine sığınır ; “Arkadaş dediğin böyle zamanda belli olur.. Burası senin evin sayılır. İstediğin kadar kalabilirsin.”
Günlerdir ağzına lokma girmemiş, sigarasız kalmış ama Ali’nin en çok böyle bir dostluğa gereksinimi vardı galiba.
“Beni öyle bir tuzağa düşürdüler ki, gerçeği kimseye anlatamadım. Deliller, şahitler, her şey aleyhime hazırlanmıştı. Oysa, ümit dolu günler yaşıyordum.
Serserilikten elimi ayağımı çekmiş, evlenmeye karar vermiştim. Hiç unutmam bir sonbahar sabahıydı..” (1956’daki ilk çevrimde, Ekrem “Hiç unutmam bir yaz sabahıydı..” demişti.) Bir imalathanede işçi olan Ali, mahallenin güzel kızı Elif’i seviyor.
Huzurunu bozan en önemli konu içkici ve işsiz kardeşi Enver’dir. Mahalle bakkalının söyledikleri “Gece gündüz çeker şarabı. Bir şey alır, parasını inkâr eder. İnsan değil çamur mübarek. Kim derki bu serseri, Ali gibi bir delikanlının kardeşi olsun. Şu dünyada ne garip işler oluyor.”
Canını sıkan bir başka kişi, onun için yanıp tutuşan Gönül’dür. İmalathane patronunun oğlu Kemal de, sarışın bir afet olan Gönül’e tutkun. Genç kızın Ali’yi ne kadar istediğini gören annesi şunları söylüyor ; “Hadi hadi, onu avucunun içine düşürmenin yolunu bulurum ben.. Şu anan, Ali gibilerinin kaç tanesini cebinden çıkarır. Öyle bir şeytanlık düşündüm ki şeytanın kendisi duysa aklını oynatır.” Plan basit ama acımasızdır. Bir miktar para verilen Enver, meyhanede abisinin içkisine uyku ilacı katar. (Ali, yıllar sonra “Dünya öyle bir kahpe dünya ki, kendi öz kardeşim bile bir şişe rakıya sattı beni” diye yakınacaktır.) Gönül, muayene sonuçlarını garantiye almak için Enver’le sevişir ve derin bir uykuda olan Ali’nin yanına uzanır. Ertesi sabah, annesi ‘gerekli’ yaygarayı koparıp bir baskınla onları aynı yatakta yakalatır. Ne olduğunu anlayamayan Ali’ye, karakolda, Gönül’le evlenmezse tutuklanacağı söyleniyor. “En aşağı 7 seneye mahkûm olursun.” Delikanlının endişeli yüzünde donan görüntü tekrar açıldığında ‘La Comparsita’ melodisi ile dans ettiklerini görüyoruz.
“Feci bir vicdan azabı içindeydim. Her şey o kadar çabuk olup bitmişti ki ; Yıldırım nikâhı, düğün, evlilik. Mahallede kimsenin yüzüne bakamaz oldum.”
Ama, asıl bundan sonra olanlar o ‘7 seneyi’ yeğlemediğine pişman edecektir.
‘İşçilikten yetişme’ babası, Kemal’i diğer işçilerle bir tutmakta. “Şuna bak, baba olacak. Milyonlar kasasında yatarken bizi köpek gibi çalıştırıyor.” Hem babasının paralarına konmak hem de Gönül’ü elde etmek için bir yol arar. Kumar borcu nedeniyle kıvranan arkadaşı Kadir’in yardımı ve Ali’yi suçlayacak şekilde uygulanan bir planla babasını öldürür. Yine, ne olduğunu anlayamadan Ağır Ceza’da yargılanma ve 20 yıl..
Dört duvar arasında geçen yıllardan sonra ‘suçsuz firari’ olduğunda, Temel’in, Cinayet Masası Komiseri Mehmet Aslan’ın ve Elif’in yardımı ile temize çıkar. Ama, genç kız o çatışmada ölünce bunun bir önemi kalmıyor galiba.
Meyhanecinin, sarhoş Enver’e söyledikleri, o yıllardaki gençliğin haykırışı gibi..
“Şuna bak, dünyadan haberi yok. Uyan da, dünyada neler oluyor öğren.”
Etiketler: Eski Türk Filmleri, Kan Su Gibi Akacak



Son Yorumlar