Kahreden Kurşun Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.
Şub 22

Yönetmen: Ülkü Erakalın Senaryo Yazarı: Erdoğan Tünaş Tür: Dram Yapım Yılı: 1963 Ülke: Türkiye Süre: 77 dk.

Oyuncular:

Neriman Köksal: Leman
Tanju Gürsu: Murat
Filiz Akın: Elif
Sadri Alışık: Nejat Bey
Nubar Terziyan: Ömer Usta
Sevim Emre: Nur
Mahmure Handan: Emine Teyze
Serpil Gül: Gül

‘Historia de un Amor’ (C. Almaran) (1955).. Bu güzel melodiyi dinlerken işçi mahallesinde yaşayan iki gencin, Elif ve Murat’ın konuşmaları..
Murat ; “..Dinle Elif, düşüncelerimi istediğim gibi anlatamam belki. Ne olur beni anlamaya çalış. Çocukluğumdan beri hayalimde bir yuva yaşattım. Bu yuvanın içinde hep seni gördüm.. Benimle evlenir misin Elif?”
Elif ; “Evlenmek mi? Ben senin daima arkadaşım olmak isterim. Seni iki gün görmesem özlerim, ararım Murat. Ama, karın olmayı düşünmedim hiç.”
Murat ; “Sadece arkadaşın olarak kalmayı istemiyorum. Dünkü sevgi değil bu. Çok eski günlerde başladı, ölünceye kadar da devam edecek. Sevgime karşı sevgi istiyorum senden.”
Elif ; “Beni yanlış anlama. Evlendiğim zaman hayatımda bir değişiklik olsun isterim. Belki beni hakikaten çok sevebilirsin ama özlediğim hayatı yaşatamazsın bana. ‘Karın olamam’ derken bunları düşündüm.”

Bu konuşmanın akşamında, arkadaşı Nur’a “..Onu sevdiğimi, ondan başka hiç kimseyi sevemeyeceğimi anlamalıydım.. Ancak ona hayır dediğim anda sevdiğimi anladım. Sanki, içimdeki bilmece bir anda çözülmüştü. Seviyordum onu” diyen
Elif, dökümhane işçisi Murat, siyah gözlükleriyle fabrikatör Nejat, Ustabaşı Ömer, içimizi sızlatan onlarca mahalleli ve o güzelim 60’lı yıllar.. Film şu sözlerle başlıyor ; “İnsanların hayatı kapalı bir kutuya benzer. İçlerinde mutlu hikâyelerin yanı sıra acılı hikâyeler de gizlidir. Bu filmin hikâyesi de açılmamış kutulardan seçildi. Ne zaman ve nasıl başladığını tayin etmek
çok güç. Çünkü, bu, aynı mahallede doğan beraber büyüyen güzel bir kızla yakışıklı bir delikanlının ve çevrelerinde yaşayan bazı insanların hikâyesidir. Biz şimdilik şu günü başlangıç tarihi olarak ele alabiliriz.
Sene 1963, Mayıs’ın 15’i. Günlerden Çarşamba, vakit akşamüzeri..”
Ömer Usta.. İlk sahnelerde Murat’a “..Beni yakında kızağa çekecekler. Köşemde oturup acemilere tavla dersi vereceğim günler yaklaştı” demişti ama onu hep çalışırken göreceğiz. Mahalledekilerin “Çok güzel ama kendini beğenmiş, kibirli” dedikleri kızı Elif ile ne kadar mutlu olduklarını
görüyoruz. Yıllar önce, Elif’in annesi, gözü yükseklerde olduğu için evden kaçıp ‘kötü yola düşen’ kardeşi Leman’ın acısına dayanamayıp ölmüş. ‘İyice düşüp, o biçim olan’ teyze, Beyoğlu’nda Süslü Leman diye anılmaya
başladıktan sonra aynı kaderi paylaştığı arkadaşı Gül’e şunları söylüyor ;
“Fabrika dumanlarının kararttığı, yemek kokan küçücük evimizi beğenmezdim. Halbuki şimdi aralarında olmak için canımı bile veririm.” Ömer Usta’yla aynı fabrikada çalışan Murat.. Ağırbaşlı hali, Erdem Alkın’a ; Elif’e olan tertemiz sevgisi de ‘Seni Anlatabilmek’ (1977) şarkısına
benziyor. “Gördüğüm her şeyde // Sen vardın // Duyduğum seslerde // Yaşadığım //**// Sevgilim // Gözümü kapatıp // Sadece içimde // Sakladığım.”
Elif, arkadaşı Nur’a, otomobilli, balolu, defileli bir yaşamdan özlemle söz etse de, böyle bir çevrenin çok uzağındaki Murat’a ilgi duyduğunu seziyoruz.
Babası, delikanlıyı o gece mantıya çağırdığını söylediğinde, elinde olmadan aynaya bakıp saçlarını düzeltmişti.
Ömer Usta, bir gün, fabrikanın sahibi Nejat Bey’i (Belki de, Türkiye İşçi Partisi’nin kurulabildiği dönemin verdiği özgüvenle, ‘Nejat Efendi’ veya ‘evlat’ diye sesleniyor) ‘iyice zayıflayan kazan’ için uyarır. Kadınlardan başka şeyle ilgilendiğini göremediğimiz fabrikatör, 20 yıllık deneyimini anımsatan Ömer Usta’yı tersledikten başka bir de öğüt verir ; “..Fazla
konuşanların çok sevilmediğini unutma.”
O gün değil ama, kazan patlar. Yaralanan Ömer Usta, geçmiş olsuna gelen Nejat Bey’i pek hoş karşılamaz. Oysa, fabrikatör, bu sıkıntılı duruma aldırış etmeden etkilendiği güzel Elif’i elde etmenin yollarını aramaya başlıyor. Kadın konusunda ‘çeşitten hoşlanan’ ve ‘parmaklarına altın kelepçe takmaya niyetli olmayan’ Nejat’ı amacına ulaşmak için yoğun bir çalışma içinde görüyoruz. Partilere götürmeler, araba kullandırmalar. Enrico Macias’ın (gerçek adı Gaston Ghrenassia) ‘Adieu, Mon Pays’ (1962) şarkısı
eşliğinde yemek yedikleri bir lokantada onları gören Leman, durumu anlayıp yeğenini kurtarmaya çalışır. En büyük yardımcısı, filmin sonuna doğru haksız yere öldürme ile suçlanacak olan Murat olacaktır.

Şaşırtıcı bir durum ; Nejat Bey fabrikada. Yüzündeki dudak boyasını silmeye fırsat bulamamış. Teknik Müdür, kaza nedeniyle bile olsa, onu fabrikaya çağırdığı için ne yapacağını bilmez halde özür diliyor. Fabrikatörle
Murat’ın konuşmaları..
Nejat Bey ; “Geçmiş olsun delikanlı.”
Murat ; “Sana da patron. Ne yazık ki, kazan senin kadar sabırlı değilmiş, gümledi.”
Nejat Bey ; “Beni suçlu bulmayın. Bugün, sabahtan beri yeni kazan işiyle uğraştım.”
Murat ; “Belli patron. (Mendili ile Nejat Bey’in yüzünü silerken) (Bir başka mendili, mahkemede suçlanması için kanıt olacaktır) Yanağındaki ruj lekesinden belli. Seni uğraştırmış.”
Nejat Bey ; “(Bize bakarak) Sevmiyorlar beni.”


Etiketler: ,

One Response to “Arka Sokaklar”

  1. bilo34 Says:

    nostajiyi severim

Leave a Reply

Sitemizin Sponsorluğu Güzel SözlerSitesi Tarafından Yapılmaktadır