Ara 08
1. BASIN İŞLETMELERİNDE ÖRGÜTSEL MODELLER Basın sektöründe faaliyet gösteren kuruluşlar, idari ağlarını kurarken diğer işletmelerden farklı olarak pek çok değişik faktörü göz önünde bulundurmak zorundadırlar. En geniş anlamıyla ‘kültürel işletmeler’ olarak da anılan medya işletmeleri, ürünün sürekli değişen karmaşası ve buna bağlı olarak değişen pazarın yapısını, talep ve isteklerin belirsizliğini yok sayamaz. Raf ömrü birkaç saate kadar düşebilen bu ürünleri imal eden kurumların da diğer geleneksel örgütsel yapı modellerini kullanmaları mümkün değildir. Bu nedenledir ki, özellikle büyük basın işletmelerinde uzmanlaşma ve yetki sınırlarının karmaşık yapısı ve ekip çalışmasının zorluğu, bölümler arası sınırların kesin olmaması gerekliliği dahil tüm olumsuz yanlarına rağmen örgütlenmede bir devrim sayılan matris örgüt yapısı tercih edilmektedir. Ancak matris örgüt yapısına gelmeden önce basın işletmelerinde kullanılan diğer örgüt modellerine de kısaca değinmekte yarar var. 1.1. DİKEY ÖRGÜT MODELİ: En basit ve ilkel model olan bu modelde her işgören bir yöneticiden emir alır ve her yönetici sadece kendisine bağlı olan işgörenlere emir verir. Yöneticiler emir-komuta zinciri çerçevesinde kendi denetim alanlarında yapılan tüm işlerden sorumludur. Özellikle küçük işletmelerde sıkça kullanılan bu basit yapının avantajları Continue reading »
Etiketler: Ekonomi,
Sosyoloji,
TEZ-ÖDEV,
Ödev,
Ödevler,
Basın İşletmelerinde Örgütsel Modeller,
Tez
Eki 27
Materyalizm (İng. Materialism, Fr. Materialisme, Alm. Materialismus)
En geniş anlamıyla materyalizm varolan her ne ise tamamiyle maddi olduğunu ya da en azından maddi olana bağlı bulunduğunu ileri sürer. (Materyalizm daha genel biçimiyle bütün gerçekliğin temelde maddi olduğu daha özel biçimiyle de insan gerçekliğinin maddi olduğunu ileri sürer) . Marksist gelenekte normal olarak daha zayıf ve indirgemeci olmayan bir materyalizm varolmuş, ancak kavram çeşitli biçimleri altında ortaya konmuştur. Aşağıdaki tanımlamalar öncelikle terminolojiye açıklık getirecektir. Felsefi materyalizm Plehanov ‘u izleyerek tarihsel materyalizmden, Lenin ‘i izleyerek bilimsel materyalizmden genel olarak ayırdedilir.
Felsefi materyalizm;
1- Toplumsal olanın biyolojik (ve daha genel olarak fiziksel) olana tek yönlü bağımlılığını ve birincisinin ikincisinden doğduğunu ileri süren varlıkbilimsel (ontolojih) materyalizmden,
2- Bilimsel düşüncenin en azından bazı nesnelerinin bağımsız varlığını ve olguları dönüştürücü Continue reading »
Etiketler: Sosyoloji,
,
Özet,
Kitap Özeti,
Kitap Özetleri,
romanlar,
yazarlar
Eki 24
Sosyalizm sözcüğünün kullanımı XIX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar gider. Sözcüğün ilk kez kullanıldığı tarih ve sözcüğün isim babası konusunda birçok çelişkili tez karşıtlaşır (J. Elleinstein, 1984). Kısmen anektodik olan bu tartışmalar temel bir sorun çıkarırlar gene de: sosyalizm hangi dönemde “üretilmeye” başlamıştır (E. Durkheim).
1766’da keşiş Ferdinand Facchinei socialismo sözcüğünden başlangıçta özgür ve eşit insanlardan oluşan, karşılıklı anlaşmaya dayalı bir toplum öğretisi anladığını söyler. Sözcük yirmi yıl sonra başka bir İtalyan yazarı, Appiano Buonafede tarafından kullanılmıştır. 1803’te ise Vicenze’li bir din adamının, Giacomo Giulani’nin kaleminde rastlanır bu sözcüğe; Giulani XVI yüzyılın bireyci teorilerini çürütmeye çalışmıştır. Bununla birlikte sözcüğün modern anlamda kullanılması Fransa’da ve İngiltere’de aşağı yukarı aynı zamanda 1830-1840 arasında doğmuştur (Elie Halévy)
Sözcük İngiltere’de, 1835’te Robert Owen tarafından kurulan Association of all classes off all nations tartışmaları sırasında yaygınlaşmıştır. Elie Halevy şunları söylüyor bu konuda: “Sözcük o Continue reading »
Etiketler: Felsefe,
Sosyoloji,
,
Özet,
Kitap Özeti,
Kitap Özetleri,
romanlar,
yazarlar
Eki 20
Çağımız toplumu bugün hâlâ XIX. yüzyıldaki büyük değiş*melerin yarattığı sorunlara cevap arıyor. Bu sorunlar elbette çok yönlüdür. Ne var ki, bunların hepsinin de Batı’da gerçekleşen Sa*nayi Devriminin yarattığı toplumsal çalkantılardan kaynaklandığını ileri sürmek yanlış olmaz.
Batı ülkeleri Sanayi Devrimin uluslaşma, özgürleşme ve sınıf kavgalarını yumuşatıcı toplumsal önlemler arama süreciyle birlikte yaşadılar. Ancak bu arayışlar, iktisadî sistemlerinin mantıkî sonucu olan büyük sömürge im*paratorluklarının kurulmasını önleyemedi. XX. yüzyılda ise, iki büyük dünya savaşından sonra, sömürge imparatorlukları tas*fiye oldu ve insanlığın, iktisadî azgelişmişliği yenememiş büyük bir kısmı, yepyeni koşullar içinde kendi kimlikleri üzerinde dü*şünmeye başladılar. Türkiye bu açıdan Batı dünyasından da, eski sömürgeler topluluğundan da farklı bir deneyim yaşadı. XX. yüzyıl başları*na kadar bir «imparatorluk» kadrosu içinde yaşaması, onu Batı sistemine yaklaştırıyordu. Oysa Osmanlı İmparatorluğu, eski tip bir imparatorluktu. Kapitalizmin ürünü olan ve bir «metropol» ile « periferi» den oluşan modern imparatorluklara benzemiyordu. Öte yandan Osmanlı devletinin, giderek iktisadî ve siyasî ba*ğımsızlığını Continue reading »
Etiketler: Sosyoloji,
,
Özet,
Kitap Özeti,
Kitap Özetleri,
romanlar,
yazarlar
Son Yorumlar