Eki 25
Madde: Evrende yer kaplayan, hacmi, kütlesi ve eylemsizliği olan her şey madde olarak tanımlanır. Daha iyi bir tanım yapılması gerekirse, madde bir algı yada algılar bütünün sonucu olarak beyinde oluşan elektrik sinyallerinin yorumlanmasıdır. Madde doğada gaz, sıvı yada katı halde bulanabilir.
Kimyada maddenin özellikleri genel ve ayırt edici olmak üzere iki bölümde incelenir.
Maddenin Genel Özellikleri:
Maddeden maddeye farklılık göstermeyen sadece madde miktarı ile değişen özelliklere maddenin genel özellikleri denir.
Kütle: Cismin barındırdığı madde miktarı olarak tanımlanabilir. Eşit kollu terazi ile ölçülür. Bu ölçümde kilogram adı verilen bir birim referans olarak kullanılır. Ölçmede esas olan karşılaştırma olduğu için herhangi bir cismin kütle değeri evrenin her yerinde sabittir.
1887 yılında referans bir kilogram olarak kabul edilen Platin-İridyum karmışımı silindir. Fransanın Serves Kentinde Uluslararası Ağırlık ve Ölçümler Bürosunda korunmaktadır. 3,9 cm boyunda ve 3,9 cm çapında ki bu silindirin, platin-iridyum alaşımından yapılmasının nedeni bu alaşımın çok Continue reading »
Etiketler: Fen Bilimleri,
,
Özet,
Kitap Özeti,
Kitap Özetleri,
romanlar,
yazarlar
Eki 25
Bir transistorlu radyoyu veya başka bir elektronik cihazı açıp içine bakmayan insan yok gibidir,küçük kutucuklar, yuvarlak,köşeli, çeşitli parçalar hep dikkatimizi çekmiştir.Bu parçaların arasında yatık veya dik olarak duran,üzerinde renkli halkalar bulunan tırtıl gibi bazı elemanlar vardır.Bunlar ‘Direnç’lerdir. Kitaplarda çoğu kez ‘Resistance’ veya ’Resistor’ diye de göreceğimiz bu parçacıklar elektrik akımının yolunu tıkamaya yararlar.
Otoyolda hızla giden araçların,bir patika yola veya dar bir köprüye girerken yavaşlamaları gibi,elektronlar da dirençler üzerinde yavaşlarlar ve itişip dururlar,zorla bu barikatı aşarlar ama bu sırada da çok ısınıp terlerler.Elektronların direnç üzerindeki bu tepişmeleri sırasında elektrik enerjisi ısı enerjisine dönüşür ve bu enerji dönüşümü sıcaklık olarak ortaya çıkar.
Dirençler çeşitli tipte ve güçte yapılırlar.üzerlerinde ısıya dönüşen enerjiye dayanıklı olmaları için o oranda büyük imal edilirler.
Dirençler; ayarlı dirençler ve sabit değerde dirençler olarak ikiye ayrılırlar.sabit değerdeki dirençlerin üzerlerinde bir renk kodu mevcuttur.Bunun nedeni sıcaklık etkisi ile yazıların kolayca silinebilmesidir.Bu dirençlerkarbon veya direnç teli dediğimiz elektron hareketlerine zorluk çıkaran Continue reading »
Etiketler: Fen Bilimleri,
,
Özet,
Kitap Özeti,
Kitap Özetleri,
romanlar,
yazarlar
Eki 23
PROTEİNLER
Birbirlerine peptit bağlarıyla bağlı aminoasitlerden oluşan organik molekülleri belirten terim.Proteinler(protitlerde denir),bütün canlı mekanizmaların yapı ve işlevlerini sürdüre bilmeleri için zorunlu moleküllerdir(protein terimi ,Yunanca “birincil”anlamına gelen proteios sözcüğünden türetilmiştir).birbirlerinden farklı birçok özellikleri ve çeşitli işlevleri vardır.Sözgelimi enzimler,hemoglobin,kemiklerin,kas kirişlerinin ve derinin kollageni ile bazı hormonlar proteindir.
ÖRNEĞİN:
Kanda şeker seviyesini düzenleyen İnsülin, glukagon hormonları . Dolayısıyla proteinler düzenleyici rol oynarlar.
Depo protein olarak albümin, yılanlarda zehir üretilmesi ayrıca yakılmalarında CO2 , H2O, H2S, NH3, üre, ürik asit gibi artık maddeler oluşur.
Proteinler hücrelerin madde alış verişini sağlayan osmotik basıncın oluşmasında etkilidir.
Karbonhidratlardan ve yağlardan farklı olarak C, H, O’ nun yanında N ve bazen de S bulundurur. Continue reading »
Etiketler: Fen Bilimleri,
Sağlık Bilgisi,
,
Özet,
Kitap Özeti,
Kitap Özetleri,
romanlar,
yazarlar
Eki 23
Günümüzde ilerlemiş görüntüleme teknikleri, hayvan araştırmaları ve fizyolojik çalışmalarla, bilim adamları sadece hastalıkları değil aynı zamanda beynimizin nasıl çalıştığı ve yaşlandığını araştırıyorlar. Ayrıca beynimizi nasıl sağlıklı ve zinde tutabileceğimiz konusunda da önerilerde bulunuyorlar.
Yaş ilerledikçe Neler kaybediyoruz?
Yaşımız ilerledikçe meydana gelen hafıza kayıpları, sisteminin dolmaya başlaması tarzında izah ediliyordu. Bugün aynı zamanda hafıza kapasitemizin ancak bir bölümünü kullandığımızı, eğitimle bu kapasiteyi arttırabileceğimizi, kayıpları yine eğitimle ve tekrar ile azaltabileceğimizi ve yavaşlatabileceğimizi biliyoruz. Buna rağmen yaşlanmayla sinir sistemimiz, önceki yıllara nazaran biraz daha yavaş ve biraz daha dalgalı çalışmaya başlıyor. Ancak isimleri hatırlayamama, beyninizin zengin, sağlıklı bir iletişim ağına sahip olduğunun da bir göstergesi olabilir. Çünkü bu bağlantılar birbirleriyle yarışmaya girmekte ve bazıları baskılanabilmektedir. Her halükârda yaş ilerledikçe beynimizin fiziksel olarak yıprandığı da bir gerçek. Ayrıca yaşlandıkça beynimiz daha Continue reading »
Etiketler: Fen Bilimleri,
,
Özet,
Kitap Özeti,
Kitap Özetleri,
romanlar,
yazarlar
Eki 22
Çocukluğumuzda bazı büyüklerin sohbetlerinde Allah’ın kudretine örnekler ve-rilirken beynimizin mükemmelliğinden bahsedilirdi. Bu müthiş organın mucizevî özellikleri sayılırken kapasitesinin büyüklüğünü anlatmak için “bütün hayatımız boyunca beynimizin en çok % 5’ini kullanırız, Einstein gibi dâhiler bile ancak % 10’unu kullanıyorlar” gibi ifadeleri hayran bir şekilde dinlerdik. Bu hususta son yıllarda yapılan araştırmalar ise daha farklı görüşleri dillendiriyor.
“Beynimizin % 10’unu kullanıyoruz.” ifadesi Washington Üniversitesi’nde anesteziyoloji uzmanı olan Dr. E. Chudler’e göre yanlış bir düşüncedir, bir söylentidir ve gerçekle bir alâkası yoktur. Peki bu söylenti nereden çıktı? Bunu hiç kimse bilmiyor. Dr. Jay, şimdiye kadar bu şekilde düşünen hiçbir nöroloji uzmanıyla karşılaşmadığını ve bu sözün dünya çapında yaygın bir deyim hâline gelmesini hayretle karşıladığını belirtiyor.
Bununla ilgili olarak birkaç görüş üzerinde durulmaktadır.
1. Görüş: Bilim adamlarının sözlerinin ve çalışmalarının yanlış yorumlanmasıdır. Böyle bir ifade ilk defa 1800’lü yıllarda Einstein’ın ve P. Florins’in sözlerinin farklı değerlendirilmeleri sonucu ortaya çıkmış olabilir. William James İnsanın Enerjisi adlı eserinde (1908), “insan fizikî ve zihnî güçlerinin çok azını kullanmaktadır” der. Bu sözü birçok şekilde yorumlamak mümkündür. Kimileri buradaki Continue reading »
Etiketler: Fen Bilimleri,
,
Özet,
Kitap Özeti,
Kitap Özetleri,
romanlar,
yazarlar
Eki 20
Dr. Ö. Said Gönüllü
İkinci Dünya Savaşı’nı tâkip eden yıllarda (1949) Amerikalı kimyacı Willard Libby kendisine Nobel ödülü kazandıran bir buluş yaptı. Bu, tarih öncesi zamanla ilgili çalışmalarda dönüm noktası teşkil eden, fakat esas olarak Dünya’nın yaşı konusundaki bilgileri alt–üst eden bir gelişmeydi. Libby’nin keşfi, bugün “Karbon 14” (veya radyokarbon) tekniği olarak ünlenmiş olan, organik kalıntıların yaşını belirleme metoduydu. Arkeologlar 1950’lerde bu yeni metodu kullanarak ilk tarih öncesi yerleşimlere mutlak yaşlar verdiler. Rusya ve Afrika’daki Neolitik yerlerin yaşı 50 bin yıl civarında belirlenirken, Filistin’deki Eriha şehrinin 11 bin yıl önce kurulmuş ilk insan yerleşimi olduğu ortaya kondu. Hâlen arkeologlar, paleontologlar ve paleoantrepologlar 50 bin yıldan daha genç olan organik malzemelerin (kemik, diş, odun kömürü vs) yaşını belirlemek için karbon 14 tekniğine başvuruyorlar. Peki ama karbon 14 ile yapılan yaş tayinleri ne kadar güvenilirdir? Bu ve diğer yaş Continue reading »
Etiketler: Bilim,
Fen Bilimleri,
,
Özet,
Kitap Özeti,
Kitap Özetleri,
romanlar,
yazarlar
Son Yorumlar